Siverek Düğünleri

30 Nisan 2010 Yazan CirKin  
Kategori Resimler

EVLİLİK VE DÜĞÜN

Bölgemiz ve özellikle Siverek gelenek ve göreneklerine bağlıdır. Bu bağlılık teknolojik gelişmelere rağmen devam etmektedir. Gelenekler,adet ve örfler ile değişim sürekli mücadele halindedir.Aslında değişime karşı sonsuza kadar hiçbir kişi ve kurum direnemez. Direnme en çok değişimi biraz geciktirir. Ama sadece geciktirir. Düğün (diğer adet ve gelenekler de dahil) gibi adetlerimiz değişime direnseler de yavaş yavaş yeni bir şekil aldıkları söylenebilir. Davulla beraber orkestra, mahalle meydanı ile beraber düğün salonu, mahalli oyunlarla beraber popüler oyun ve şarkılar, halayla beraber pop müzik eşliğinde tv’lerden görülen ve nasıl oynandığı oynayanlar tarafından da bilinmeyen yeni oyunlar beraber ve içiçe oynanmaktadır. Yerel bir halaydan hemen sonra topluluk pop müzik eşliğinde belli belirsiz ritimlelrle zıplayıp oynamaya başlayabilmektedir. Tabiri caiz ise gerçek bir arabesk. Yerli kültür ile ulusal hatta global dünya kültürünü yansıtan figürler, sesler, sevinç ve nara şekilleri birbirine karışmış durumda. Düğünlerdeki “zılgıt” seslerine “yiihuuuu” sesleri karışmaya başlamıştır. Bu yapılanların ne kadarı bilinçli ve bilinçsiz yapılıyor o da belli değil. Özetlersek eski ile yeni zaman içinde sessizce yer değiştirmektedirler

Meydanda Düğün

2002 yılında yaşananlar da bir gün gelir nostalji olur diyerek, bu gün yakın geçmişte Siverek’te cereyan eden düğün ve evlilikleri olduğu gibi anlatacağız. Belli olmaz bu güne de pişman olur, aman adetlerimiz bozulmasın diyeceğimiz günler gelebilir. Düne göre beğenmediğimiz bu günkü düğünleri bile özleyeceğimiz günler gelebilir. “Neydi o günler!, eskiden düğünlerimizi salonlarda orkestra eşliğinde yapardık. Nerede o günler” deriz. 50 yıl önceki düğünleri de yaşlılar beğenmezdi. Ama onların beğenmediği, “asridir, geleneklere uymuyor” dedikleri düğün ve evlilik şekilleri bu gün bizim için terk edilmemesi gereken adetlerimiz olmuştur. Ne garip!. Şimdi beğenmediklerimizi zaman gelecek değişmemesi için korumaya çalışacağız Veya birkaç kültür gönüllüsü korumak için uğraşacaktır.

Siverek’te evlilikler büyük oranda ailelerin girişimleri ile gerçekleştirilmektedir. Gençler evlenmeye karar verdikten sonra aileler devreye girmektedir. Gençlerin isteği olmadan yapılan evlilikler hemen hemen kalmamış gibidir. Kırsal kesimde görücü usulüne rastlanmaktadır. Ancak şehir kesiminde son söz ailelerde ise de, öncelikle kız ile oğlanın isteği ilk plandadır.

Evlenecek gençler evlenmek istedikleri kızları ailelerine söylerler. Ya da aileler çocuklarına gelin adayını teklif ederler. Erkeğin istediği kız, ailesi tarafından da uygun görülürse ( genellikle çocukların istediği olur. Bazen tersi de olabilir. İşte burada aile dramları yaşanır.) evlenecek gençlerden erkek tarafı kız tarafından randevu alır. Sonra anne ve baba kız evine gider ve kızın anne-babası ile konuşurlar. Kızın annesi ve babası kızları ile konuşarak fikrini alır, (Günümüzde gençler ailelerinden önce zaten anlaşıyorlar. Aileler genellikle işin geleneksel yani protokol tarafını hallediyorlar.) eğer uygun bulunursa oğlan evine haber gönderilir.

Daha önce erkek tarafına yollanan istek mektubuna göre hazırlık yapılır. Bu mektupta erkek tarafının yapması ve alması gereken çeyiz belirtilir. (Başlık parasını ayrıca inceleyeceğiz) Her iki ailenin uygun buldukları bir gecede kız evine şerbet içmeye ( Kız isteme ve nişan da denir) gidilir. Oğlan tarafı o gecede konu komşudan, yakın dost ve akrabalarla kadınlı erkekli birlikte bir düğün alayı şeklinde, çoğu zaman davul zurnayla veya halk çalgıcılarıyla kız evine ekseriya akşam ile yatsı ezanı arası gidilir. İkramları erkek tarafı hazırlar.

Şerbet gecesinde kız tarafı da kendi konu, komşu, dost ve yakınlarını davete çağırır. Oğlan tarafı ise beraberlerinde aile büyükleri, arkadaşları ile bir hoca getirirler. Düğün alayı kız evine gelir ve sokak kapısı dışında karşılanır. Erkekler kendi aralarında dua yapılıncaya kadar sohbet ederler. Davetliler tamamlanınca söz hocaya bırakılır. Hoca efendi bir iki ayet-i kerime ve hadis-i şerif okuyarak evlilik ve aile ilgili kısa bir konuşma yapar. Sonda fatiha okunarak ve tüm davetliler her iki tarafa da hayır dualarında bulunurlar. Oğlan tarafı damadı şerbet gecesine getirmezler. Fatihanın okunmasından sonra oğlanın babası veya kardeşlerinden birisi kalkar kız babası ve diğer cemaatla tokalaşarak birbirlerini tebrik ederler.

Bu arada kadınlar eğlenir ve oynarlar. Şerbet gecesinde davetlilerden bazı samimi kişiler verilen bu şerbetin bardaklarını fırsat bulurlarsa saklarlar ve evden çıkarken beraber götürürler. Kap kacak ve bardakların bir kısmı komşulardan emanet getirildiği için cemaat dağıldıktan sonra hemen fark edilir ve ertesi gün bardağı götüren kişi büyük bir iş becermiş gibi hemen kız evine haber verir. Bardağı geri vermesi için kız tarafının o kişiye bir hediye vermesi gerekir .

Bu şerbet içimi aslında “Nişan düğünü” da sayılır. O gece kız evinde eğlence tertiplenir. İki taraf da misafirleriyle birlikte eğlenir. Erkek tarafı gittikten sonra da kız tarafında eğlence gece boyunca sürer. Şerbet gecesi oğlan tarafının anne ve babası yanlarında getirdikleri bir kısım parayı ve altın takıları kız tarafının anne ve babasına tenha bir yerde verirler. Kalan diğer eşyaları da tamamladıkça gönderirler.
Bu arada önemli günlerde örneğin dini bayramlar ve kızın özel günlerinde oğlan tarafı çeşitli hediyelerle kızın ziyaretine giderler.

Şerbet ile düğün arasındaki süre genellikle çok uzun sürmez Akrabalar arasında yapılan nişan uzun süreli olabilir eğer evlenecek olanlar yabancı ise genellikle 3-4 ay nişanlılık dönemi olur. Düğünden kısa bir süre önce her iki taraf da düğüne davet edileceklere “Endekçi” diye isimlendirilen bir kadın vasıtasıyla düğün tarihi haber verilerek davet edilirler. Günümüzde endekçilere çok az rastlanmaktadır.

Siverek’te “Kına Gecesi” düğünden bir veya iki gece evvel yapılır. Kına gecesinin amacı her iki tarafın da artık düğün için bütün hazırlıklarının tamamlandığını duyurmak ve düğüne hazırlıktır.
Kına gecesi ve düğün hazırlıkları şöyle düzenlenir. Oğlan tarafı kendi mahallesinde bulunan endekçi denilen hafızası kuvvettli, hareketli, gücü kuvveti yerinde, çevrede sevilip sayılan bir kadını görevlendirirler. Omuzlarına süslü bir heybe atarak, düğüne davet edilecek ailelerin isim ve adreslerini alan kadın, bu aileleri tek tek dolaşır. Endekçiye düğün sahibi tarafından davet edileceklere verilmek üzere ğelat denilen çeşitli düğün hediyeleri verilir.(kiymetli kumaş, elbise,duvar halıları vs. olabilir.) Davet edilen kişiler de Endekçiye daveti kabul ettikleri anlamına gelen çeşitli hediyeler verirler. Endekçiler kollarına renkli çit dediğimiz baş örtüleri bağlarlar. Her davet edilen kişi veya aile endekçinin koluna birer renkli çit bağlar. Sonuçta çitler sayılır ve kaç kişinin davet edildiği anlaşılır. Endekçiler hafızası çok kuvvetli kadınlardan seçilirdi. Hangi çitin hangi aile tarafından bağlandığını tek tek ev sahibine anlatırlar. Kadının koluna çoğu zaman 40-50 tane çit bağlandığı olur.

Daha büyük düğünlerde her iki kolu çitlerle dolar. Kadının heybesine bulgur, pirinç, mercimek gibi kuru zahire konduğu da olur. Bu arada endekçinin kollarına bağlanan renk renk çitler herkese gösterilir, davetlilerin çokluğu ile iftihar edilirdi. Bu tablo düğünlerin canlı detaylarından biri olarak, günümüzde davetiye kartları yerine hatıralarda kalmıştır.

Damat kendisine yakın evli bir arkadaşını “Sağdıç” (Şoşban) olarak seçer. Sağdıç bütün düğün boyunca damada arkadaşlık eder. Düğünler genellikle iki-üç gün süren eğlencelerle yapılır. Düğünlerde davul-zurna çalınır, çeşitli sazlarla söylenen türküler söylenir. Günümüzde düğünler evlerin avlularında veya sokakların geniş bir alanında yapıldığı gibi, son gece (pazarı pazartesiye ya da perşembeyi cumaya bağlayan gece) düğünler salonlarda da yapılmaktadır. Gelinin kız evinden alınacağı gün damat kız evine götürülmez. Erkek tarafı davul-zurna eşliğinde kız evine yürüyerek yolda eğlenerek gider. (Şimdi arabalardan oluşan konvoylarla gidilmektedir).

Kızın akrabalarından biri evin kapısında durur ve erkek tarafından bahşiş ister. Bu bahşişe halk arasında “kapı parası” denir. Bu sırada kapıyı tutanla pazarlık yapılır ve anlaşma sağlanınca kapı açtırılır. Düğün alayı kısa bir süre kız evinde kaldıktan sonra, gelin alınır. Siverek’te gelinler genellikle Pazar ya da perşembe günleri sabah saat 10’da alınır.
70’li yılların sonlarına kadar Siverek’te gelin alma şu şekilde yapılırdı. En önde erkekler, arkalarında kadınlar ve ortada kırmızı örtülerle (surük denilen kırmızı başlıklı gelinlik) süslenmiş gelin olmak üzere, gelin alayı yola koyulup, davul-zurna eşliğinde erkek evine dönülürdü. Bu arada erkek evinde damat tıraş olmaktadır. Düğün sırasında ve tıraş yapılırken damadın başında para gezdirilir ve çalgıcılara verilir.

Genellikle düğünün son gününde (Perşembe veye Pazar günü) mevlid okutulur, daha sonra düğün yemeği yenir. Düğün yemeğinden sonra takılar yapılır ve misafirlerin çoğu ayrılır. Günümüzde takılar düğün salonu tutulmuşsa orada son gecede takılır. Bütün gün damatla beraber olan “sağdıçlar” “gerdekten” sonra, gece düğün evine giderlerdi. Erkek sağdıç, damadı alarak hamama götürürdü.

Gelin içeri girmeden evvel tam kapıda durdurularak, damdan üzerine şeker, leblebi, ceviz, kuru üzüm, fındık, fıstık karışımı çerezler serperler. İçinde su bulunan bir testiyi de gelin yere vurur, kırar. Ayrıca gelinin eline bir nar tutuşturulur. Gelin onu gireceği kapının üst kemer taşına çarpar ve nar parçalanıp dağılır. ( Bu adetlerin her birinin sembolik birer anlamı vardır.) Ondan sonra gelin dualarla içeri alınır.

Eğer sünnet düğünü de yapılacaksa – Siverek’te genellikle düğün sahiplerinin sünnet çağına gelmiş çocukları varsa, sünnet ile düğün birleştirilerek yapılır. – verilecek yemekli mevlid ve sünnet düğünü hazırlıklarına başlanır.

Davetliler yemekten sonra dağılırken düğün sahiplerinden en ileri geleni sokak kapısının yanında durur tebrikleri kabul ederek misafirleri uğurlar. Bu arada gidenlere ayakta acı kahve (mırra) ikram edilir.

En önemli geleneklerden biri de, düğünden bir hafta sonra gelin babasının evine misafir olarak gider. Bu olaya halk arasında “Zeyin” denir. Gelin babasının evinde bir kaç gün kaldıktan sonra eve döneceği zaman damat, gelinin babası tarafından davet edilir. Damada kayın annesi ve kayın babası tarafından hediyeler verilir ve uğurlanırlar. Bu olaydan sonra artık damat kayınbabasının evine serbest gidebilir.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!






sohbet sohbet