KAN UYUŞMAZLIĞI
24 Nisan 2010 Yazan CirKin
Kategori Sağlık Bilgileri
Kan uyuşmazlığı adından da anlaşılacağı üzere anne ve babanın kan grupları arasında uygunsuzluk olmasıdır. İnsan kan grupları A, B, AB, ve O olarak 4 türdür. Bunun yanı sıra D faktörü adı verilen Rh faktörü de pozitif ya da negatif olabilir. Anne karnındaki bebeğin uyuşmazlıktan etkilenebilmesi için bebeğin kan grubu ile anneninkinin uyumsuz olması, bebeğin kanının anne kanı ile temas etmesi, ve annenin bağışıklık sisteminin bu duruma cevap olarak antikor üretmesi gerekir. En sık rastlanılan uygunsuzluk Rh uygunsuzluğudur. Bu durumda baba Rh(+) iken anne Rh(-)dir. Eğer bebek de Rh (+) olursa bebeğin kanındaki bu Rh faktörü anne kanına geçer ve annenin bağışıklık sitemi Rh faktörünü ortadan kaldırmak için antikor adı verilen maddeler üretir. Bu nedenle ilk bebek durumdan etkilenmez. Rh uygunsuzluğundan sadece Baba pozitif anne negatif iken söz edilebilir. Baba negatif anne pozitif ise uyuşmazlık önemli değildir.
Etki Mekanizması
Rh uygunsuzluğu varlığında (anne (-) baba (+)) eğer bebek de pozitif ise doğum esnasında anne kanı ile bebeğin kanı temas eder ve anne kanına Rh faktörü geçer. Anne buna anti Rh üreterek cevap verir. Bir sonraki bebek eğer Rh (+) olur ise anne kanındaki bu anti Rh lar bebeğe geçer ve bebeğin kanında çökelmelere neden olur. Bazı durumlarda anne ve bebek kanı doğumdan önce de temas edebilir. Bu durumlar
- Amniyosentez
- Düşük
- Gebelik sırasında fazla miktarda kanamalardır
Bazen Rh(-) bir kadına hata ile Rh(+) kan verilebilir. Bu durumda ortada gebelik yokken bile kadının kanında anti-Rh antikorlar bulunabilir ve ilk bebek uygunsuzluktan etkilenebilir.
Belirtiler
Kan uyuşmazığında eğer bebek etkilenmiş işe anneden geçen anti-Rh lar bebeğin kan hücrelerinin parçalanmasına ve çökelmesine neden olur. Bu durumda bebekte kansızlık yani anemi görülür. Buna bağlı olarak ultrasonda bebekte hidrops adı verilen durum tespit edilir. Bebekteki anemi sonucu kalp yetmezliği ve vücut boşluklarında biriken sıvı hidrops tablosunun nedenidir. Hastalığın şiddetine ve yok edilen kan hücrelerinin miktarına bağlı olarak bebekte anne karnında ölüm de dahil olmak üzere her türlü distres belirtisi görülür.
Teşhis
Kan uyuşmazlığının teşhisi için hem anne hem de baba adayının kan grubunun bilinmesi önemlidir. Eğer anne Rh (+) ise babanın kan grubu önemini yitirir. Gebelik takibi esnasında annenin kanında normalde olmaması gereken anti-Rh aranır. Bu teste indirek coombs adı verilir. Doğum sonrası bebekte anneden geçen antikorların aranmasına ise direk coombs testi adı verilir. Bebeğin kan uyuşmazlığından etkilenip etkilenmediğini anlamak için ayrıca kordosentez de yapılabilir.
Tedavi
Kan uyuşmazlığında amaç annenin Rh pozitiflere karşı antikor oluşturmasını engellemektir. Bu nedenle kan grubu Rh(-) eşi Rh (+) olan gebelere 28. haftada anti-D iğnesi yapılmalıdır. Bu ilaçlara halk arasında uyuşmazlık iğnesi adı verilir. Doğumdan sonra bebeğin kan grubu pozitif ise ilk 72 saat içinde yeniden anti-D yapılmalıdır.
Benzer şekilde düşük, dış gebelik, kürtaj gibi durumlarda da müdahaleden hemen sonra anti-D yapılmalıdır. Tanısal amaçlı girişimler olan amniyosentez, kordosentez, CVS gibi işlemleri takiben anti-D yapılması gebeliğin sağlıklı devamı açısından son derece önemlidir.
GEBELİKTE CİNSEL YAŞAM
24 Nisan 2010 Yazan CirKin
Kategori Sağlık Bilgileri
Bu dönem çiftin bütün düşüncelerini doğacak bebek üzerinde yoğunlaştırdıkları bir dönem olmaktan çok çiftin birbirleriyle olan ilişkilerini olgunlaştırdıkları bir dönemdir. Bazı kadınlar bu dönemde cinsel ilişkiye çok aşırı bir düşkünlük gösterirler. Bazıları da kocalarına karşı soğuk ve isteksiz olurlar. Erkek cinsel organıyla bebeğe hiçbir zarar veremez. Gebelik döneminde cinsel ilişki zarar vermek bir yana kadının rahatlamasına yardım eder. Gebelik sevişmede değişik pozisyonları denemek için en uygun dönemdir. Ek yastıklar büyük ölçüde yardımcı olabilir. Bedenin bozulduğu duygusuna kapılan kadına eşi yardımcı olmalıdır. En önemlisi erkek kadına çok çekici olduğu ve istendiği duygusunu vermelidir. Bunu karısını yemeğe çıkararak, ufak defek armağanlar alarak verebilir. Kadındaki gebelik döneminde ortaya çıkan cinsel ilişkiye girme isteksizliği gebelikten sonra da devam ederse bir psikoloğa vakit geçirmeden gitmek gereklidir. Bazen de erkek gebelik süresinde eşi ile cinsel ilişkiye girmekte zorlanabilir. Böyle bir durumda bir psikologa gitmek doğru olacaktır. Düşük tehlikesi varsa bu dönem doktor tarafından bildirilir. Genel olarak bu tehlike ilk üç ayda biter. Gebelik döneminde bir çok çift cinsel ilişkide bulunmaktan büyük zevk alırlar. Gebeliğin herhangi bir anında sevişmeye ara vermeleri konusunda kesin kurarlar yoktur. Her çiftin kendi kurallarını koyması ve hayatın tadını çıkarmaları en iyi yoldur.
Toplumumuzda cinsellik çok açık ulu orta konuşulan bir konu değildir. Cinsellik üzerine konuşma ve tartışma günümüzde hala tabular arasındadır. Bir kısım kadın bu konuyu doktoruna açmaktan kaçınırken, bazen de doktorlar bu konuyu hastası ile açıkça konuşmaktan kaçınır. Bu iletişim kopukluğundan çiftler gebelikte seksten uzak durmaları gerektiği mesajını çıkarırlar yada halk arasındaki inançlara göre davranırlar.
Halk arasında ilk üç aydaki cinsel ilişkinin düşük ile sonuçlanacağı inancı yaygındır. En fazla gebelik kaybının ilk üç ayda olduğu bir gerçektir ama bunun nedeni, cinsel ilişki değil, genetik bozukluklara bağlı (anomalili-normal olmayan) gebeliklerin doğa tarafından istenmemesi sonucu kendiliğinden düşük olmaktadır.
Gebeler cinsel istek artışına rağmen cinsel ilişkinin rahim ağzının açılmasını kolaylaştıracağı ve erken doğuma neden olacağı,damarların açılıp kanayacağı, erkek cinsel organının bebeğin başına zarar vereceği gibi asılsız, rahatsız edici düşünce ve inanışlara kapılıp cinsellikten uzak dururlar. Her ne kadar orgazm(boşalma) oksitosin (rahim kasını kasıcı madde) salgılanmasına neden olup rahim kasılmalarına yol açsa da bunlar doğumu başlatmaz, erken doğuma neden olmaz. Cinsel ilişki bebeğe (fetusa) zarar vermez, erkek cinsel organının bebekle fiziksel olarak teması yoktur. Anne karnındaki bebek rahim kasları, içinde bulunduğu gebelik kesesi ve kese içindeki sıvı ile darbelere karşı koruma altındadır. Rahim ağzı kanalındaki(servikal kanal) salgıların koyulaşması ile oluşan tıkaç bakterilerin ve semenin(sperm) rahim içine girmesini engelleyen bir bariyer oluşturur. Cinselliğe engel oluşturacak tıbbi problemler olmadıkça gebelik süresince hatta son güne kadar cinsel ilişki yasak değildir. Gebeler cinsel ilişkinin zararlı olabileceği koşulları kendi kendine değerlendirebilecek bilgi donanımından yoksun oldukları için bu konuda kadınlar en sağlıklı bilgileri kadın doğum uzmanlarından alabilirler.
GEBELİK TESTLERİ
24 Nisan 2010 Yazan CirKin
Kategori Sağlık Bilgileri
Gebelik, erkekten gelen spermin kadının yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini döllediği andan itibaren başlar. Bebek, bu andan 8. haftanın sonuna kadar olan dönemde embriyo, 8. haftadan sonra doğuma kadar olan dönemde ise fetus olarak adlandırılır. Embriyo, endometrium adı verilen rahim içi tabakaya yerleştiği andan itibaren HCG (human chorionic gonadotropin) adı verilen gebelik hormonu, embriyoyu çevreleyen hücrelerce salgılanmaya başlar. Gebelik testlerinde esas, bu gebelik hormonunun saptanmasıdır. HCG hormonunun yapısının bir kısmı diğer bazı hormonlarla benzerlik gösterdiğinden HCG hormonunun beta fraksiyonunun, yani ßHCG’ nin ölçümü yapılır. Gebelik ilerledikçe kanda giderek artan ßHCG, belli bir eşik düzeyini aştıktan sonra idrarda da çıkmaya başlar ve idrarda gebelik testinin pozitifleşmesini sağlar.
İdrar testleri gebeliğin olup olmadığını saptayabilirken kandan yapılan gebelik testi, kandaki ßHCG’nin miktarını saptar. Onun için kan testi, daha adet gecikmesi bile olmadan gebeliğin varlığı veya yokluğunu saptayabilir. İdrar testinin güvenilirliği, idrardaki ßHCG’yi düşük seviyelerde bile saptayabilmesine bağlıdır, ancak hiçbir zaman kan testinin güvenilirliğine ulaşamaz. İdrar testinde gebeliğin varlığı saptandığında yanlışlık olasılığı düşüktür; ancak yokluğu saptandığında erken gebelik olasılığı göz önüne alınarak testin bir süre sonra tekrarlanması gerekir. Kanda bakılan ßHCG hormonu, idrar testinin saptayamadığı veya ultrason ile görülemeyen gebeliklerin tespitinde kullanılmasının yanında, dış gebelik , düşük , mol gebeliği (üzüm gebeliği olarak da bilinir) gibi durumların teşhisinde ve takibinde de kullanılan çok değerli bir testtir.
GEBELİĞİN ULTRASONLA TANISI
Adet gecikmesi bir hafta olduğunda, yani gebelik 5 haftalık olduğunda vaginal ultrasonla gebelik kesesi görülebilir; karından bakılan (abdominal) ultrasonla görülebilmesi için gebeliğin en az 6 haftalık olması, yani adeti 2 hafta geçmesi gerekir. Gebelik testinin pozitif çıkması vücutta gebelik varlığının kesin kanıtıdır ancak gebeliğin rahim içinde olup olmadığı sadece ultrasonla saptanabilir. Ultrason ayrıca gebeliğin kaç tane (yani tekiz veya çoğul gebelik ) olduğu hakkında da bize bilgi verir. Ultrasonda gebelik kesesinin görülmesinden sonraki basamak, bu kesenin içinde embriyonun ve kalp atışının gözlenmesidir. Çok nadir olarak embriyo içermeyen gebelik kesesi (boş kese= boş gebelik= blighted ovum= anembriyonik sak) oluşabilir, ancak bu da embriyonun henüz görülemediği erken bir gebelikle karıştırılmamalıdır.
Gebelik kesesinin çapı 25 mm olmasına rağmen içinde embriyonun görülmemesi, boş kese tanısını koydurur. İlk trimester (gebeliğin ilk 3 ayı) içinde yapılan ultrasonografinin en önemli yararlarından biri de, son adet tarihinin tam olarak bilinemediği (adet düzensizlikleri, emzirirken hamile kalma, vb.) durumlarda gebelik haftasının saptanmasıdır. Gebelik yaşını tam doğrulukla tespit etmek için 1 ay arayla iki ultrason ölçümü yapmak uygun olacaktır. Gebelik haftasının belirlenmesi, bebeğinizin büyüme-gelişmesinin izlenmesinde (özellikle IUGG açısından), yapılacak testlerin (Üçlü test vb) zamanlamasında ve doğum tarihinin planlanmasında önemlidir.
DOĞUM KONTROLÜ
24 Nisan 2010 Yazan CirKin
Kategori Sağlık Bilgileri
Çocuk sahibi olma kararı ve bunun zamanlaması her çiftin zevk alarak planlaması gereken bir haktır. Ancak bu hak yanlış kullanılırsa bazı olumsuzlukları da beraberinde getirir. İşte doğum kontrolü bu olumsuzlukları gidermek için şarttır.
Doğum Kontrolünün Yararları
Kadınlarda özellikle Türk kadınlarında çok sıkça görülen kansızlık azalır. Gebelik ve doğuma bağlı ölüm riski azalır. Kadınlardaki iltihabi pelvik hastalıklar ve buna bağlı kısırlık azalır. Erken yaştaki gebelik ve buna bağlı riskler azalır. Sağlıksız, zayıf bebek doğurma riski azalır. Bebek ölümleri azalır. Yiyecek içecek ve diğer kaynaklar daha çok bulunur. Eğitim imkanları fazlalaşır. Çiftler daha mutlu ve güvenli ilişki kurabilir.
Doğum Kontrol Yöntemleri
Doğum Kontrolü, her ailenin istediği sayıda ve istediği zaman çocuk sahibi olmasıdır. Bu amaçla kadın ve erkekler tarafından çeşitli doğum kontrol yöntemleri kullanılmaktadır.
Doğum kontrolü yöntemleri ile ailelerle birlikte toplumlar da daha sağlıklı yapıda oluşmaktadır. Ayrıca doğum kontrolü ile cinsel yolla bulaşan hastalıklar azalmakta, kürtaj oranı düşmektedir. Anne ve bebeklerin hasta olması ve hayatını kaybetme şansı azalmaktadır. Türkiye’de heryıl yaklaşık 2000 kadın gebelik, doğum ve lohusalık hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Gebe kadınların yaklaşık yarısı gebeliğe istemeden sahip olmakta, yarıdan fazla kadın ise koruma oranı yetersiz olan geleneksel yöntemlerle korunmaya çalışmaktadır. Aşağıda doğum kontrol yöntemleri ayrıntılı olarak incelenmektedir. Korunma isteyen kişilerin dikkat edeceği nokta her yontemin her aileye uygun olmayabileceğidir. Bu yüzden genellikle aileye özel yöntem seçimi yapılmalıdır.
- Hap :Hergün düzenli alınması gereken, kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önleyen haplardır.
İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz. - Üç aylık iğne:Üç ayda bir uygulanır ve kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önler.
İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz.Üreme çağında ve cinsel yönden aktif olan her kadının en büyük korkularından birisi de istemeden gebe kalmaktır. Böyle bir durumda ya bebeği doğurmak zorunda kalacak ya da kürtaj olacaktır. Her iki olasılık da plansız gebe kalan kadın için ciddi psikolojik travma yaratır. Öte yandan pekçok kadın gebelikten korunma yöntemleri hakkında yeterince bilgiye sahip değildir. Pekçok kadın hangi yöntemi seçeceğine karar veremez. Etraftan duyduğu yalan yanlış bilgiler nedeni ile kendisine uygun olan yöntemleri dahi kullanamaz. Hap almayı sevmediği ya da unutkan olduğu için doğum kontrol hapı kullanmayan yüzbinlerce kadın vardır. Spirali eşi ilişki esnasında rahatsız olur diye istemeyen kadınların sayısı zannedilenden çok daha fazladır. Değişik nedenler ile kendine uygun ve kolay doğum kontrol yöntemi bulamayanlar için etkli ve bir o kadar da kolay olan bir yöntem uzun etkili iğnelerdir. Bunlardan en çok kullanılanı da 3 aylık iğne olarak bilinen depo-provera’dır.
Depo-provera nasıl bir yöntemdir ?
Depo-provera medroksiprogesteron asetat içeren bir preparattır. İçerdiği madde sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları olan minipill’ler ile aynıdır. Overlerde yumurta hücresi gelişimi ve yumurtlamayı engeller. Ortada yumurta olmayınca gebelik de olmaz. Koruyuculuğu %99 civarındadır. 13 haftada bir kas içine yapılan enjeksiyon şeklinde uygulanır. Endometrium yapısını ve tüplerin hareket kabiliyetini de değiştirdiğinden yumurtlama meydana gelip döllenme olsa bile bu gebelik ürünü rahime yerleşemez. Uzun etkili bir yöntem olduğundan kişi gebe kalma stresi yaşamaz. Hergün hap almayı hatırlama sorunu olmadığından pekçok kadın bu yöntemi denemek istemektedir. Enjeksiyona son verildiğinde en geç 18 ay içinde gebelik elde edilebilir. Uygulanması özel bir teknik ya da beceri gerektirmez. Cerrahi bir müdahale ile takılmaz.
Yan etkileri nelerdir ?
Depo-provera özellikle kullanımın ilk yılında ciddi derecede kanama bozukluğu yapabilir. Bu bozukluklar arasında en sık ara kanamalar ve lekelenmeler görülür. Uzun süreli adet görmeme ortaya çıkabilir. Tek bir enjeksiyondan sonra 12 ay adet görmeyen vakalar mevcuttur, ya da tam tersi şekilde 3 ay süreyle sürekli kanaması olan hastalar da vardır. Sürekli kanama durumunda kanamayı kesmek için dışarıdan hormon verilmesi hatta bazen kürtaj yapilması gerekli olabilir. Bazı vakalarda arda arda birden fazla kez kürtaj gerekli olabilmektedir. 35 yaşın altında olan kadınlarda depo-provera kullanımına bağlı hafif kemik erimesi saptanabilir. Yine uzun süre kullanımda meme kanseri görülme sıklığında hafif bir artış bildiren yayınlar olmasına rağmen bu konu hala daha tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Diğer yan etkiler arasında başağrısı, hafif kilo artışı, anksiyete, mide ağrısı ve karın krampları, başdönmesi ile cinsel istek kaybı sayılabilir. Tüplerin hareketini yavaşlattığı için gebelik olduğunda bunun dış gebelik olma olasılığı yüksektir.
Yapılan çalışmalarda ilk kez depo-provera kullanan kadınların %50’sinin yan etkiler nedeni ile kullanımı bıraktığı ve başka bir yöntemi tercih ettiği, buna gerekçe olarak da en çok yakındıkları yan etkinin kanama bozukluğu olduğu saptanmıştır.
Kontraendikasyonları
Gebe olduğundan şüphe duyulan kadınlar aksi ispatlanana kadar depo-provera kullanmamalıdırlar. Yine özgeçmişinde meme kanseri bulunanlar, inme geçirenler, damar hastalığı olanlar, karaciğer hastalığı bulunanların kullanması önerilmez. Tanı konmamış anormal vajinal kanaması olan kadınlarda da bu kanamanın sebebi açıklığa kavuşturulana kadar enjeksiyonlar ertelenmelidir. Kullanımda yakın takip gerekiren durumlar ise:- Daha önce çekilen meme filmide patoloji varlığı
- Fibrokistik meme hastalığı
- Meme başından kanlı akıntı
- Böbrek hastalığı
- Hipertansiyon
- Migren
- Astım
- Epilepsi (sara hastalığı)
- Diabet
- Ailede diabet öyküsü
- Depresyon ya da depresyon öyküsü
Ne zaman yapılmalı
Eğer depo-provera’nın sizin için uygun bir yöntem olduğunu düşünüyorsanız ve jinekoloğunuz da bu yöntemi size öneriyor ise bundan sonraki aşama adet döneminin hangi zamanında yapılması gerektiğini öğrenmektir. İlk kez yapılacak olan depo-provera adet kanamasının ilk 5 günü içinde yapılmalıdır. Eğer doğum sonrası uygulamaya başlanacaksa ve anne emzirmeyi düşünmüyorsa doğumdan sonraki ilk 5 gün içinde yapılabilir. Emziren annelerde ise doğum takiben 6 hafta sonra ilk enjeksiyon yapılabilir. Daha sonraki tekrarlar etkili bir koruma sağlamak için her 13 haftada bir yapılmalıdır.Depo-proveranın sadece başka yöntem kullanamayan kişilerce kullanılması, gebelikten korunmada ilk tercih olarak düşünülmemesi önerilmektedir.
- Aylık İğne:Ayda bir uygulanır ve kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önler.
İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz. - Deri Altı Kapsülleri:Kolun iç kısmına yerleştirilen ve kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önleyen, kibrit çöpü büyüklüğünde hormon içeren 6 adet esnek çubuktur.5 yıl boyunca güvenle kullanabilirsiniz.
- Tüp Ligasyonu:Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir.
Kadında yumurtayı taşıyan tuplar ameliyatla bağlanarak döllenme önlenir.
Ömür boyunca gebelikten korunursunuz. - Vazektomi:Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir
Erkekte tohum hücrelerini (spermleri) taşıyan kanallar basit bir cerrahi işlemle bağlanarak döllenme önlenir. - Rahim İçi Araç (Spiral):Rahim içine yerleştirilen ve döllenmeyi önleyen bir aile planlaması yöntemidir.10 yıl boyunca güvenle kullanabilirsiniz.
- Kondom:Cinsel ilişki sırasında erkek tohum hücrelerini içinde toplayarak döllenmeyi önleyen bir kılıftır.İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz.
- Spermisitler:Hazneye yerleştirilen ve erkek tohumlarını etkisiz hale getirerek döllenmeyi önleyen fitil,jel, krem ya da köpük şeklinde maddelerdir.
İstediğiniz sürece uygulayabilirsiniz. - Diyafram:Kubbe şeklinde kauçuk yumuşaklığında olan ve cinsel ilişkiden önce rahim ağzına yerleştirildiğinde erkek tohum hücrelerinin rahim içine geçmesini engelleyen bir aile planlaması yöntemidir.İstediğiniz sürece uygulayabilirsiniz.
SPİRAL :Rahim içi araç,rahmin içine yerleştirilen küçük plastik bir araçtır. Bakır veya hormon içeren tipleri vardır. Ülkemizde yaygın olarak kullanılan T şeklindeki bakırlı 380 A tipindeki rahim içi araç 10 yıl süreyle gebe kalmaktan korur. Koruyuculuk süresi değişik olan başka türde rahim içi araçlar da vardır. Sağlık personelinden size uygulanan rahim içi aracın kaç yıl koruyacağını öğreniniz. Erkek tohum hücrelerinin kadın yumurta hücresini döllenmesini engelleyerek kadını gebe kalmaktan korur. Kadının gebe olmadığından emin bulunan herhangi bir zamanda uygulanabilir. Uyguladıktan hemen sonra korumaya başlar. Uzun süre gebelikten korur. Çıkarıldığında hemen gebe kalınabilir. Kürtajdan hemen sonra uygulanabilir. Doğumdan hemen sonra uygulanabilir. Emziren anneler güvenle kullanabilir. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz
BEKLENEN YAN ETKİSİ VAR MIDIR?
Bazı kadınlarda uygulamayı takibeden ilk 3-4 ayda kasık ağrısı, iki adet arasında lekelenme ve adet kanaması miktarında artma olabilir. Gebelikten güvenle korunmak için rahim içi araç uygulatmadan önce bir sağlık kuruluşundan mutlaka danışmanlık almalısınız.
Uygulama için mutlaka adetli olmak gerekmez. Gebe olunmadığından emin olunan herhangi bir zamanda uygulanabilir. Herhangi bir şikayetiniz yoksa rahim içi araç uygulandıktan sonra 1. ayda ve her yıl bir defa kontrol için bir sağlık kuruluşuna gidiniz. Rahim içi aracın değiştirilmesi gerektiğinde ara vermeden hemen yenisi uygulanabilir. Rahmin dinlendirmeye gerek yoktur.
Rahim içi araçla korunurken:
- Karında aşırı ağrı
- Sürekli akıntı
- Normal adet miktarının 2 katı ya da 10 günden uzun süren kanama
- Rahim içi aracın düşmesi
- Beklenen adette 10 günden fazla gecikme
olursa hemen bir sağlık kuruluşuna başvurunuz.TAKVİM YÖNTEMİ :Bu yöntem güvenilirliği az olan bir yöntemdir. Adet kanaması düzenli olarak 28 günde bir olan kadınlar için uygundur.Adet kanaması düzensiz olanlar kullanmamalıdır. Yumurtlama adetin 14. günü olur ve yumurta hücresi olgunlaşmış olur. Bu hücre 2 gün içerisinde döllenmezse ölür. Spermler ise 3 gün kadar yaşayabilirler. Bu nedenle yumurtlamadan 3 gün önce ve yumurtlamadan 2 gün sonrası arasında kalan zaman gebe kalma olasılığının en yüksek olduğu günlerdir. Gebelikten korunmak isteyenler, bu sürelerde cinsel ilişkide bulunmamalıdır. Koruyuculuğu düşük bir yöntem olduğu için kesinlikle çocuk istemeyenler bu yöntemi kullanmamalıdır.




