Hamile kalma pozisyonları resimli anlatım

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

Merhaba elma çekirdeği isteyen meleklerim, eşlerinizle birlikte çocuk yapmaya karar verdiniz ama gebe bırakacak yada gebe kalınacak pozisyonları bilmiyorsunuz. İşte resimli gebe kalma pozisyonları…

seks pozisyonları Hamile kalma pozisyonları resimliUzmanlar, spermin vajina içinde en uzun süre kaldığı pozisyonların hamile kalmak için en uygun pozisyonlar olduğunu belirtiyor. Ayrıca kadınların da cinsel ilişki sonrası alacakları önlemlerle gebe kalma olasılığını artırabilirler…

Misyoner pozisyonunda (erkeğin üstte olduğu) ilişki sırasında ve sonrasında 1 saat süre ile belinizin altına yastık koyarak rahim ağzınızın spermleri daha kolay ve daha uzun süre ile tutmasını sağlarsınız. Fakat yastığın aşırı kalın olmaması gerekmektedir.

Diz dirsek pozisyonundaki beraberlik hamile kalmak için en uygun şekildir. Bu şekildeki bir beraberlikten sonra da sırt üstü yatarken belinizin altına 1 saat süre ile uygun kalınlıkta bir yastık koyun.

Ayakta, oturarak veya kadının üstte olduğu pozisyonlar spermin vajina dışına akışını hızlandırdığı için gebe kalmak için uygun şekiller değildirler.

En alışılmış pozisyon; erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.

Gebe kalmak için en uygun pozisyonlar

Hamile kalmak için en uygun pozisyonlarMisyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir.

Hamile kalmak için en uygun pozisyonlarKadın, dizleriyle erkeğin omuzlarına dayanır. Bu, kilolu kadınlarda tam birleşmeye ve spermlerin rahim ağzının yakınında birikmesine yardım eder.

Hamile kalmak için en uygun pozisyonlarDiz çökmüş olarak yapılan arka yolla birleşme, eğer rahim retrovers (arkaya dönük) ise spermlerin rahim kanalına ulaşmasını sağlar.

Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin, yukarıdaki önerilere ek olarak Hamile kalmak için bunları yapın başlıklı yazımıza da göz atmalarını tavsiye ederiz.

Umarım bu pozisyonlar sayesinde kısa sürede bebeğiniz olur arkadaşlarım.

Gebe Kalmak İçin Cinsel Pozisyonlar

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

Spermin vajina içinde en uzun süre kaldığı pozisyonlar gebe kalmak için en uygun olanlardır.Melekler Mekanı – Gebe Kalmak İçin Cinsel Pozisyonlar Misyoner pozisyonunda (erkeğin üstte olduğu) ilişki sırasında ve sonrasında 1 saat süre ile belinizin altına yastık koyarak rahim ağzınızın spermleri daha kolay ve daha uzun süre ile tutmasını sağlarsınız.Fakat yastığın aşırı kalın olmaması gerekmektedir. Diz dirsek pozisyonundaki beraberlik hamile kalmak için en uygun şekildir. Bu şekildeki bir beraberlikten sonra da sırt üstü yatarken belinizin altına 1 saat süre ile uygun kalınlıkta bir yastık koyun. Ayakta,oturarak veya kadının üstte olduğu pozisyonlar spermin vajina dışına akışını hızlandırdığı için gebe kalmak için uygun şekiller değildirler.
En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir. Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir. Misyoner Pozisyonunun Temeli bu pozisyon kadını gevşetir, birleşmeyi kolaylaştırır ve erkeğin alt karın darbelerine yardım eder. Aynı zamanda karşılıklı okşamaya ve öpüşmeye de uygundur. Bununla birlikte, derin birleşme, daha fazla hareket özgürlüğünden hoşlanan bazı kadınları rahatsız eder. Erkek çok ağırsa ya da erken boşalma sorunu varsa ya da kadın ileri gebelik dönemindeyse, bu pozisyon uygun değildir. KADININ ÜSTTE OLDUĞU POZİSYONLAR Misyoner pozisyonunun karşıtı olan pozisyonda çift, yüz yüze ve kadın erkeğin üstünde ata biner gibidir. Bu ona, cinsel ilişkinin şiddetini ve süresini denetleme olanağı sağlar. Diz çökmüş olarak başlayıp pozisyon da değiştirebilir. Örneğin, teması kaybetmeden uzanabilir. Bazı seksologlar bu pozisyonun iki eşe de en çok haz veren pozisyon olduğunu ileri sürmektedirler. Bu pozisyonda, kadın erkeğin ağırlığından kurtulmuş olduğundan pelvis darbeler yapabilir ve birleşmenin derrinliğini duyabilir. Erkek onu serbestçe okşar ve orrgazmı geciktirebilir. Bu pozisyon özellikle kadının kısa ve erkeğin uzun olduğu çiftler için uygundur. Ancak kadın otururken yapılacak ters bir hareket acı verebilir, pasif rol erkeğin hoşuna gitmeyebilir. Bu pozisyon gebe kalmaya pek uygun değildir EŞLERİN YAN YANA OLDUĞU POZİSYONLAR Eşlerin birbirlerinin ağırlığını taşımak zorunda kalmamaları ve kollarının serbest kalıp birbirlerine sarılabilmeleri, bu pozisyonun üstünlükleri arasında sayılabilir. Bunun yanı sıra, bazı çiftler yeterli uyarı olanağı vermediğini öne sürerek bu pozisyonu elverişsiz bulmaktadır. AYAKTA POZİSYONLAR Ayaktaki pozisyonlar genellikle aceleyle, gizli ve rahatsız koşullarda uygulanmaktadır. Bazı pozisyonlar erkeğin eşini yerden kaldırmasını gerektirir. Bu boy sorununu ortadan kaldırır. Ancak erkeğin yorulmasına neden olabilir. Daha kısa olan eş bir eşyanın, örneğin, kalın bir kitabın üstünde ayakta durabilir Bununla beraber, en iyi koşullarda bile eşlerin boyları farklı ise durum zorlaşır. ARKADAN SARILARAK BİRLEŞME POZİSYONLARI Çoğu kişiler arka yolla birleşmenin doğaya aykırı olduğunu savunurlar.

Cinsel Birleşme Zamanı

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

Insanlar cinsel birlesmede bulunmanin zamanini somut, pratik ve siradan gerekçelere göre belirleyebilmektedir. Yeryüzünün hemen her yerinde kadin ve erkekler sevisme zamani olarak genellikle geceyi seçerler. Çünkü ancak gece oldugunda gündelik kaygilardan uzaklasmak mümkün olur. Günün bu saatlerinde kisinin zorunlu olarak yerine getirdigi görevler sona erer, haz alacagi bir baska konuya yönelebilir. Üstelik aile içinde gece, çocuklarin yattiklari, dolayisiyla ortadan çekildikleri bir zamandir. Yalniz bu kuralin disinda kalan bir grup vardir. Bunlar, ögle yemegi saatlerinde eve giden esnaf ya da memur kisilerdir.

Bu erkeklerin kendilerine ve eslerine ögle yemegi ile birlikte cinsel doyum için de bir firsat yakaladiklari bilinen bir gerçektir. Fakat böyle bir olanak ancak yemek için bu zamani ayiran kimseler için söz konusudur. Toplumun daha üst katmanlarinda yer alan is adamlari, yöneticiler, ögle yemegi saatlerini de daha çok is iliskilerine ayirmaktadir. Pazar günleri de çalisan insanlar için cinsel birlesmeye ayrilmis bir gündür. Pazar ögleden sonralari dinlenmeye çekilindiginde ya da bu dinlenme gününün sabahinda yataktan geç kalkma sirasinda yapilmis olan çocuklar az degildir.

Ortalama Avrupalinin haftada bir, Pazar günleri cinsel birlesmede bulundugu, haftanin baska günlerinde ise gece 10-11 gibi erken saatlerde yatarak bir sonraki gününe hazirlanmayi seçtigi söylenir. Cinsel birlesmenin sikligi konusunda tarihin çesitli dönemlerinde geçerli olmus kurallarin, yasalarin ve din buyruklarinin yerini günümüzde tüketim toplumuna özgü çalisma yasaminin kurallari almaktadir. Kinsey’in birlikte çalistigi ekibin yürüttükleri arastirmalarda cinsel birlesme sikliginin bireylerin ait olduklari yas grubuyla baglantili oldugu ortaya çikmisti. Yirmi yasinin altinda evlenmis genç kadinlarda haftalik ortalama birlesme sayisi üç iken, otuz yasindakilerde bu, haftada 2.2′ye, kirk yasindakilerde haftada bir buçuga, elli yasindakilerdeyse haftada bire düsüyordu.


Altmis yasindakilerin ise yaklasik olarak 12 günde bir cinsel birlesmede bulunduklari belirlenmisti. Bu sayilarin tümü evli kadinlar için geçerli olmakla birlikte erkekler için söz konusu olan sayilar bunlarin hemen ayniydi.


Yine Amerika Birlesik Devletleri’nde 1938 tarihinde Terman adinda bir arastirmaci tarafindan yürütülen bir çalismada yirmibes yasinin altinda çiftlerin ayda 7′den fazla cinsel birlesmede bulunduklari, buna karsilik otuzbes ile kirkdört yas arasinda bunun ayda dörde düstügü, ellibesten yukari yastakiler arasinda ise ayda birden biraz fazla oldugu gözlenmisti. Bu konuda yapilan arastirmalarda genellikle Anglo-Sakson ülkelerinde yasayan kadin ve erkeklerin davranislari incelenmistir. Bu yüzden elde edilen sonuçlarin tüm insanlar için geçerli olmayacagi düsünülmelidir. Baska toplumlarda ve yeryüzünün baska bölgelerinde yasayan insanlarin cinsel birlesme sikliginin kayda deger farkliliklar göstermesi dogaldir.


Tarihin geçmis dönemlerinde cinsel birlesme sikligi konusunda yasaklama getiren ilk dinsel kisitlamalar arasinda Hindu’larin Manu yasalari gelir. Burada ayin sadece iki haftasinin cinsel zevklere ayrilmasi gerektigi belirtilmektedir. Eski çaglarin yasa yapicilarindan Zerdüst’e göre dokuz günde bir cinsel birlesmede bulunulmaliydi. Ünlü Yunan yasa koyucusu Solon ise ayda üç defaya izin veriyordu. Kuran, bu konuda haftada biri önermekte, Musevilerin Tevrat’i ise kisilerin meslek ve yaslarina göre ayrintili tanimlamalarda bulunmaktaydi.

Tevrat, fazla bedensel güç harcamadan çalisan genç erkege günde bir cinsel birlesme hakki tanirken, kendini bilime adamis bir kimsenin bu zevki ancak haftada bir tadabilmesini öngörüyordu. Bu siralamada ortalama isçinin konumu, haftada ikiyle belirlenerek ortalarda yer aliyordu. Yukaridaki saptamalari “Cinselligin Riihbilimi” adli yapitinda alinti olarak veren Havelock Ellis, cinsel birlesme sikliginin içinde yasanan ortamdaki cinsel uyarim miktariyla orantili olacagi tezini ileri sürüyordu. Uyarimlar arttikça, kisilerin cinsel birlesmede bulunma olasiliklari da artacakti. Ellis, yine ayni yapitin bir baska yerinde birlesme sikligiyla ilgili kurallarin bütünüyle erkeklerce yaratilmis kurallar olusuna dikkati çekiyordu. Eger tarih boyunca kadinlar da bu konuda bir söz hakkina sahip olabilselerdi, cinsel birlesme sikligiyla ilgili kurallarin çok daha büyük degiskenlik gösterecegi açikti.

Örnek olarak da kocasina, hamile olmadigi zamanlar ayda bir birlesme firsati taniyan kraliçe Zennube’den ve evlilikte günde alti kezin en uygun oldugunu açiklayan bir Aragon kraliçesinden söz ediyordu. Gerçekten de cinsel birlesmenin kadinda, erkekte oldugu gibi büyük yorgunluga yol açmadigi konusundaki pek çok ortak görüsün isiginda, kadinlarin cinsel birlesme açisindan çok farkli yetiler ortaya koyabildikleri düsünülmektedir.

Farklı cinsel ilişki pozisyonları

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

Cinsel Birlesme Pozisyonlari

Cinsel birlesme pozisyonlari, cinsellikle ilgili konularda en fazla ilgi çeken ama hakkinda en fazla yanlis bilgi olan konulardan biridir. Insanlik tarihinin çok eski devirlerinden beri, cinsel birlesmenin birçok pozisyonu tanimlanmis ve yaygin ilgi görmüstür. Hatta Hindu dininde cinsel birlesme kutsallastirilmis ve yüzlerce pozisyon ‘Kamasutra‘ adli ask sanati kitabinda toplanmistir. Bu kitap ve daha sonraki dönemlerde düzenlenen birçok cinsel pozisyon kitabi, yüzyillardir yaygin okuyucu bulmaktadir. Insanlarin çesitli pozisyonlara duydugu merak, pornografinin de en önemli varlik nedenlerinden birini olusturur.

Buna ragmen büyük olasilikla dünyada en yaygin kullanilan, misyoner pozisyonu da denilen, kadinin altta, bacaklari açik yattigi, erkegin üstte ve hareketli oldugu, klasik birlesme pozisyonudur. Bu klasik pozisyona verilen ‘misyoner pozisyonu’ adi bile aslinda kapali bir cinsellik anlayisina gönderme yapmaktadir. Kadinin cinsellikle ilgilenmedigi, cinsel hazzinin önemsenmedigi, hatta pek de istenmedigi, cinsel birlesmeye etkin olarak katilmasinin gerekmedigi bir cinsellik anlayisi. Ayrica bu pozisyon erkegin cinsel birlesmeyi yönetmesi ve etkin hareketleri için kolaylik saglar. Üstelik döllenme için uygundur, yani cinselligi yalnizca üreme amaciyla hos gören bir bakis açisi için de biçilmis kaftandir.

Aradan geçen yüzyillar boyunca, cinsel fizyoloji bilgileri artmis, toplumlarin cinsellige bakis açilarinda yavas da olsa genisleme olmus, farkli cinsel yasam biçimleri görece yaygilasmistir. Ama tüm bu gelismeler klasik cinsel birlesme pozisyonunda büyük bir degisim yaratmamistir.

Erkegin üstte oldugu cinsel birlesme pozisyonu, elbette cinsel birlesme biçimlerinden biridir ama tek seçenek degildir. Kadin cinsel fizyolojisi konusunda son 30 yilda artan bilgilerimiz, bize erkegin üstte oldugu cinsel birlesmenin kadinin orgazmi açisindan en uygunsuz biçim oldugunu söylemektedir.

Kadin cinsel organlarinin yapisina ve cinsel islevlerine baktigimiz zaman, kadinin en duyarli bölgesinin klitoris oldugunu ve kadin orgazminin tetigini her zaman klitorisin çektigini görürüz. Tüm cinsel birlesme biçimlerinde, klitoris disarida, dogrudan uyaridan uzakta kalmaktadir.

Ancak kadinin cinsel deneyimi arttikça, cinsel birlesme sirasinda, klitorisinin cinsel esinin bedenine sürtünmesini saglamayi ögrenmesi mümkündür, bu birçok kadinin orgazmini çok kolaylastirmaktadir.

Cinsel birlesme pozisyonlari içinde, es zamanli klitoris sürtünmesini saglamaya en uygunsuz olani, erkegin üstte ve kadinin bedensel hareketlerinin en kisitli oldugu klasik pozisyondur. Ayni nedenle,
kadin orgazmi açisindan en uygun pozisyon kadinin üstte ve hareketli oldugu durumdur.

Tabii ki bazi kadinlarin daha az dogrudan klitoris uyarisiyla ve daha kisa sürede orgazm olma yetisi gibi bir sanslari olabilir. Ama kadinlarin çogu için, cinsel birlesmenin yarattigi dolayli uyariyla orgazm olmak pek de mümkün degildir. Elbette üst pozisyonda olmak daha fazla bedensel hareket, yani sevismeye daha etkin bir katilim da gerektirir.

Yaygin cinsellik anlayisina uygun olarak, kadin, kendi cinsel hazzini ve orgazmini da erkekten beklediginde, ya da sevisme sirasinda pek bir fiziksel etkinlik göstermediginde, klitoris sürtünmesini de saglayamayacaktir. Bu durumda, orgazm sorununun ya da doyumsuz cinsel yasaminin sorumlusu da aslinda kendi cinsellik anlayisi olacaktir.

Her cinsel birlesme pozisyonunun kendisine özgü cinsel hazlari vardir. Birinde çok kolay saglanan bir haz, digerinde olmayabilir.

En sevdigimiz yemegi bile her gün yemedigimizi animsayarak, cinsel iliskilerimizi de çesitlendirmek, cinsel yasamimiza çok sey katabilir.

Cinsel pozisyonlar

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

Cinsel ilişki sırasında erkeğin eşini uyarması için çeşitli pozisyonlarda birleşme tekniğini uygulayabilirler. Aynı eşle yıllar boyu beraber olan çiftler değişik teknikleri uygulayarak cinsel hayatlarına renk katabilir, daha çok zevk alabilirler. Aşıda resimli olarak cinsel birleşme pozisyonları yer almaktadır.

Aşağıdaki pozisyonlarda, erkek kadın için çalışır. Bununla birlikte, erkeğin sağaltım pozisyonlarından kadının yarar görmesinin tersine, bu pozisyonlarda erkek gerçekte hiçbir sağaltım yararı görmez.

Kadının sağaltım pozisyonlarında penisin ne kadar derine gireceği önemlidir. Bunun nedeni vajina boyunca farklı refleksoloji alanlarının yer almasıdır. Dolayısıyla, vajinanın farklı bölümlerine masaj yapılma­sı gerekir. İçeri girme değinilen belirli soruna bağlı olarak sığ ya da de­rin olabilir.

Bu pozisyonlarda penis vajinaya girdikten sonra, kadın vajinaya masaj yapma ve uyarma amacıyla pelvisini devindirir. Gerektiğinde, erkek kendini kısıtlar ve yavaşlaması gerektiğinde kadınla iletişim kur­malıdır. Erkek bu pozisyonlarda boşalmamalıdır. Kaç kez tekrarlanma­sı gerektiği bütün pozisyon için aynıdır. En fazla on günlük bir dönem için, günde dokuz defaya kadar uygulanabilirler.

kadin11. Pozisyon: Kadın sırt üstü düz yatar, erkek de onun üzerindedir. Penisiyle olabildiğince derine dalar. Kadın erkeğin altındayken hem saat yönünde, hem de saat yönünün tersine dairesel bir devinimle kal­çalarını döndürür. Erkek kadının bu pozisyonda tatmin olana kadar ça­lışmasına ve kalmasına olanak tanır. Bununla birlikte, sağaltım egzer­sizlerinin hedefi orgazm değildir, sağaltım yararları orgazm olmadan da gerçekleşecektir.

1. Pozisyon: Gözlerin bulanıklığı, aşırı terleme, zayıflık, bayılma, kalbin hızlı atması ve zayıf, derin olmayan ve hızlı soluk alıp vermenin açığa vurduğu yorgunluk için kullanılır.

kadin22. Pozisyon: Kadın sırt üstü boylu boyunca uzanıp bacaklarını erke­ğin uyluklara -sırtına ya da omuzlarına değil- dolar. Erkek elleri ve dizlerine dayanmış bir halde kadının üstündedir ve penisinin başıyla yal­nızca üç dört santimetre kadar girer. 1. pozisyonda olduğu gibi, kadın kendini rahat hissettiği sürece her iki yönde devinir. Erkek ellerinin ve dizlerinin üzerinde olduğu için, giriş sığ olur. Bu penisin yalnızca vajinanın akciğer, pankreas ve kalp refleksoloji bölgelerine temas ettiği an­lamına gelir. Bu pozisyon aynı zamanda bütün eklemler için de iyidir.

2. Pozisyon: Pankreas ve karaciğeri uyarır, şeker hastaları için yararlıdır; aynı zamanda, ateş bas­masına, dizlerin zayıflığına ve uzun bir süre ayakta durduktan sonra görülen ayak ve diz ağrısına yararlı olur.

kadin33. Pozisyon: Kadın sırt üstü boylu boyunca uzanır, bacaklarını er­keğin beline dolayıp sarar. Kollarını onun çevresine dolar. Erkek elle­rinin ve dizlerinin üzerinde yarısına kadar girer. Kadın yine kendini ra­hat hissettiği sürece önce bir yönde, sonra diğer yönde kalçalarını dön­dürür.

3. Pozisyon: Mide, dalak ve kadının organlarına yararlı olur ve sindirim sorun­larına yardım eder.

kadin44. Pozisyon: Erkek sırt üstü yatar. Kadının ayakları erkeğe bakacak şekilde dizlerinin üstündedir. Erkek penisinin yalnızca başıyla girer. Kadın daha iyi kontrol etmek için penisi tutabilir. Önceki pozisyonda olduğu gibi, kendini rahat hissettiği sürece her iki yönde kalçalarıyla daire çizer.

4. Pozisyon: Su tutma, böbrek ve mesane rahatsızlıkları, kronik yüksek ateş ve hipofiz sorunlarında yararlı olur.

kadin55. Pozisyon: Erkek sırt üstü yatar, kadın yüzü ona bakacak şekilde dizlerinin üzerindedir. Kadın penisin üstünde yukarı aşağı devindikçe penisin vajinaya girişi sığla derin arasında değişir. Kadın bu devinimi yaparken, aynı zamanda pelvisini de döndürür. Bu vajinaya tam bir masaj olmasını sağlar.

Sinir sistemi sorunları kadınlara sıkıntı verebilir. Kadının regl dö­nemi hormonal dengesizliklere yol açabilir ve sinir sistemini etkileye­bilir. Doğum yapma da bazı kadınların yaşadığı gibi hormonal denge­sizliklere katkıda bulunabilir. Bu kadının sinir sistemini dengeye ka­vuşturmak için çok iyi bir pozisyondur.

5. Pozisyon: Sinir siste­mi, karaciğer, ülser ve görmeye yararlıdır.

kadin66. Pozisyon: Erkek gevşemiş bir halde sırt üstü yatar, kadın bir dir­seğinden destek alarak dizlerinin üzerindedir. Kadın biraz erkeğin ya­nına doğrudur. Erkeğin penisini tutar. Diğer eliyle de erkeğin başını tu­tar. Penisin yalnızca yarısına kadar girmesine izin verilir, ama kadın penisi hiç bırakmaz. Bir kez daha, kadın bu pozisyonda kendini rahat hissettiği sürece daire çizer. (Bu pozisyonda içeri girmek kolay değil­dir. Bu yüzden kadın penisi tutmak zorundadır)

6. Pozisyon: Meridyenlerdeki enerji tıkanıklıkları, baş ağrısı, kötü kan dolaşımı bozuluğu, regl dönemi sorunlarına hitap eder.

kadin77. Pozisyon: Bu pozisyon diğerleri kadar zor değildir. Kadın sırt üstü yatar. Ayakları havada olacak şekilde dizlerini göğüslerine kadar çeker. Erkek kadının önünde dizlerinin üzerinde durur ve oldukça derin girer. Erkek hareketsiz dururken kadın daire çizer. Bu pozisyon vajinayı kasar, dolayısıyla derin dalmaya olanak tanır. Erkeğin penisi çok uzunsa, vajinanın çok içine girmesini önlemek için köküne bir mendil sarabilir. (Penis partnerin vajinasından daha uzunsa bu mutlaka her za­man yapılmalıdır.) Aynca, mendil penisin daha dik durmasını sağlar ve ereksiyonun korunmasına yardımcı olur. Buradaki ilke bir “penis halkası”ndakiyle aynıdır; kan damarlarını bloke eder, dolayısıyla kan pe­nisten geriye kolayca geri dönemez.

7. Pozisyon: Kansızlık, anemi, kan dolaşımı bozukluğu ve soluk kuru ten için yararlıdır.

İLİŞKİ POZİSYONLARI
1
En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.
2
Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir
3
Misyoner Pozisyonunun Temeli bu pozisyon kadını gevşetir, birleşmeyi kolaylaştırır ve erkeğin alt karın darbelerine yardım eder.
4
Aynı zamanda karşılıklı okşamaya ve öpüşmeye de uygundur. Bununla birlikte, derin birleşme, daha fazla hareket özgürlüğünden hoşlanan bazı kadınları rahatsız eder.
5
6
7
Erkek çok ağırsa ya da erken boşalma sorunu varsa ya da kadın ileri gebelik dönemindeyse, bu pozisyon uygun değildir.
8
KADININ ÜSTTE OLDUĞU POZİSYONLAR
9
Misyoner pozisyonunun karşıtı olan pozisyonda çift, yüz yüze ve kadın erkeğin üstünde ata biner gibidir.
10
Bu pozisyonda, kadın erkeğin ağırlığından kurtulmuş olduğundan pelvis darbeler yapabilir ve birleşmenin derrinliğini duyabilir. Erkek onu serbestçe okşar ve orrgazmı geciktirebilir. Bu pozisyon özellikle kadının kısa ve erkeğin uzun olduğu çiftler için uygundur
a1
Ancak kadın otururken yapılacak ters bir hareket acı verebilir, pasif rol erkeğin hoşuna gitmeyebilir. Bu pozisyon gebe kalmaya pek uygun değildir
a2
Ancak kadın otururken yapılacak ters bir hareket acı verebilir, pasif rol erkeğin hoşuna gitmeyebilir. Bu pozisyon gebe kalmaya pek uygun değildir
a3
a4
EŞLERİN YAN YANA OLDUĞU POZİSYONLAR :
a6
ab
Eşlerin birbirlerinin ağırlığını taşımak zorunda kalmamaları ve kollarının serbest kalıp birbirlerine sarılabilmeleri, bu pozisyonun üstünlükleri arasında sayılabilir. Bunun yanı sıra, bazı çiftler yeterli uyarı olanağı vermediğini öne sürerek bu pozisyonu elverişsiz bulmaktadır
c1
c2
c3
AYAKTA POZİSYONLAR :
ay1ay3ay2ay4
Ayaktaki pozisyonlar genellikle aceleyle, gizli ve rahatsız koşullarda uygulanmaktadır. Bazı pozisyonlar erkeğin eşini yerden kaldırmasını gerektirir. Bu boy sorununu ortadan kaldırır. Ancak erkeğin yorulmasına neden olabilir. Daha kısa olan eş bir eşyanın, örneğin, kalın bir kitabın üstünde ayakta durabilir
image706
Bununla beraber, en iyi koşullarda bile eşlerin boyları farklı ise durum zorlaşır.

ARKADAN SARILARAK BİRLEŞME POZİSYONLARI:

bv
Bununla beraber, en iyi koşullarda bile eşlerin boyları farklı ise durum zorlaşır.

ARKADAN SARILARAK BİRLEŞME POZİSYONLARI:

n1
Çoğu kişiler arka yolla birleşmenin doğaya aykırı olduğunu savunurlar.
bv
Uzanarak, diz çökerek, oturarak ve ayakta uygulanan değişik pozisyonlar vardır.z1
En azından bunlardan bazıları her yaşta çifti tatmin etmektedir.
bvx
Hatta bazı pozisyonlar, öteki birleşme şekillerinin çoğunu olanaksız kılan fiziksel koşullarda olan kişilere özellikle uygundur.

ÖZEL İSTEKLERE CEVAP VEREN POZİSYONLAR:

Yeni duygular tatma isteği, insanların çoğunu cinsel birleşmede mümkün olan yüzlerce pozisyonu denemeye itmektedir. Daha az kullanılan pozisyonlardan bazıları ise yeniliğin ötesinde bazı fiziksel ve psikolojik sorunları çözümlemeye yarar. Gebe bir kadın için, şişman olan eşler, sırt ağrısı çekenler, penisi kısa olanlar için ve eşi kendisinden uzun ya da kısa olanlar için hiç denenmemiş hatta düşünülmemiş bir pozisyon en iyisi olabilir. Doğru pozisyonun seçimi, hiç orgazma varamayan bir kadının orgazma varmasına ya da iktidarsız bir erkeğin sorununun üstesinden gelmesine, hatta görünüşte kısır olan bir çiftin çocuklarının olmasına yardım edebilir.

BAKİRELERE UYGUN POZİSYONLAR:

m2
İlk kez ilişkide bulunanların çoğu “misyoner” pozisyonunu seçmektedir. Bakire kadın ve bakir erkekler için pozisyon ve şekli çok önemli değildir. Yaklaşım, yavaş ve düşünceli olmalıdır. Ön hazırlık vajinanın kaygınlığını sağlar ve özellikle geçmişteki “petting” deneyimleri, kadının kızlık zarını genişletmiş ya da yırtmışsa, kadının rahatsızlığı azalır.

GEBE KALMAK İÇİN UYGUN POZİSYONLAR:

f1
GEBELİK SIRASINDAKİ POZİSYONLAR:
gf
SORUNLU KİŞİLER İÇİN POZİSYONLAR:
image726
SIRT AĞRISI ÇEKENLER İÇİN POZİSYONLAR:
s2
Sırt ağrısı çeken kişiler alışagelmiş pozisyonlarda çok rahatsız olabilirler. Oysa sıklıkla daha az kullanılan yöntemlerden yararlanabilirler ya da en azından onlara katlanabilirler. Şefkatli bir eş bu pozisyonları bulmaya çalışacaktır. İşte sırt ağrısı çeken kişilerin çoğuna uygun dört pozisyon.
vv
Erkek yatağa yatar, kadın ata biner gibi oturur, öne eğilir. Sırt ağrısı çeken erkektir.

Erkek arka yolla birleşmek üzere ayakta durur, kadın aşağıda, yatağın üzerinde diz çöker. Sırt ağrısı olan erkektir.

12
Kadın yatağa yatar, erkek ise bacakları arasında ileriye doğru kendini kaldırır. Ağrısı olan kadındır.

cc
Bir sandalye üzerinde yüz yüze, kadın erkeğin üzerine pelvik darbeler yapabilecek şekilde oturur. Ağrısı olan erkektir.

Cinsel ilişki pozisyonları resimli anlatım

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

İlk Gece Posizyonları

Evliliğin en büyük heyecanı şüphesiz gerdek gecesidir.Çünkü hep o geceyi hayal edersiniz.Bunu hayal etmekte herkesin hakkı.Mutlu bir evliliğin başlangıcı ve temelleri bu gecede atılır.Ancak bu özellikle genç kızlar için büyük bir korku gecesi olur ve bir çok soru akıllarını meşgul eder.Özellikle ilk gece ağrı olurmu, kan gelir mi, acaba nelere dikkat etmeliyim, ilk cinsel deneyimi için en uygun pozisyonlar hangileri gibi bir çok soru kafa yormakta.Sizi bu dertten kurtaracak öneriler aşağıdaki gibidir.

http://img293.imageshack.us/img293/7118/knuttzueba18pk8.jpg

Yan Yana Cinsel İlişki Pozisyonu

Erkeğin üste olduğu pozisyonla çok benzer olup; tek fark partnerler yan yanadır. Buradaki tek zorluk, yüz yüze durumunda partnerlerden bir tanesi, bacağını partnerin üstüne atması gerekiyor. Bu da zaman zaman krampla sonuçlanabiliyor. Kadın erkeğe sırtını verdiği durumda, yavaş ve rahatlatıcı ilişki elde etmek mümkündür. Hatta bu pozisyonda uyumak bile mümkündür.

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image688.gif

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image690.gif

Arkadan Cinsel İlişki Pozisyonu

Bu pozisyonda uygun bir pozisyon olup kadın dizinin üstünde durup erkek arkadan penisiyle vajinaya girer. Bazı insanlar bu pozisyondan nefret eder. Nedeni ise; hem duygusallıktan yoksun, hem de “erkek egemenliğini” vurgulayan bir pozisyon olması.

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image718.gif

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image708.gif

Bazı erkeklerin bu pozisyondan hoşlanması ise özgürlüğün olması ve gücün kullanabilinmesinden kaynaklanır.

Oturur Vaziyette Pozisyon

Yavaş bir seks için uygulanmakla beraber özellikle ilk gece yani gerdek gecesi için uygundur. Erkek ya iskemlede oturur veya yerde bağdaş kurarak. Kadın erkeğin üstüne oturur. Yüz yüze veya sırt yüze bakarak da olabilir. Bu pozisyon birbirinizi okşamak, birbirinize sarılmak ve yakın ten teması için idealdir.

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image684.jpg

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image686.jpg

Ayakta Cinsel İlişki Pozisyonu

Bo pozisyon zor bir pozisyon olmakla beraber başarılı olmakda her baba yiğidin harcı değildir.Penisin vajinaya girebilmesi güç olabilir. Kadınlar genelde erkeklerden daha kısa boylu oldukları için, kadının ya merdiven basamağında ya da duvardan destek alması ile bu pozisyonda başarı elde edilebilinir.

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image700.gifhttp://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image698.gifhttp://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image702.gifhttp://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image704.gif

Diğer bir yöntem de kadın yüzünü ya duvara veya tutunabileceği herhangi bir şeye verir, erkek de vajinaya arkadan girer. Bu pozisyon, yüz yüze olan pozisyondan çok daha kolaydır.

Kadının Üstte Olduğu Pozisyon

En çok tavsiye edilen pozisyonlardan birdir ve uygulanması gereken en önemli pozisyondur.Çünkü seksin hızı kadının kontrolü altındadır. Bu pozisyonda bir kaç varyasyon vardır. Kadın her iki diziyle erkeğin kalçasını sarar. Penisi içine aldıktan sonra ya dizlerinin üstünde sekse devam eder ya da bacaklarını uzatarak. Ayrıca erkeğin üstünde dimdik oturarak da ilişkiye devam edebilir. Bu pozisyon erkek için de oldukça uyarıcıdır ve kadının göğüslerini okşama fırsatı verir.

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image674.gif

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image680.gif

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image684.jpg

Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.

Erkeğin Üstte Olduğu Pozisyon

En klasik pozisyon budur ve bütün erkekler pozisyonda başlar; erkek üstte, kadın altta, yüz yüze.

Günümüzde basında bu pozisyon, olumsuz eleştirilere maruz kalmaktadır. Belki eski moda olduğundan, belki de ataerkil olduğundan dolayı.

Esasında bu pozisyon, o kadar da kötü değildir. Kuvvet almak, sevgilinizle yakın temasta olmak ve hamile kalmak isteyenler için, bu pozisyon idealdir. Kadın iki bacağını yana doğru açabilir veya bacaklarını göğsüne doğru çekebilir. Bu her iki pozisyonda erkek kadının en hassas dış cinsel organına elle manipülasyon için erişemez, ama ilk pozisyonda göğüslerine erişebilir.

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image660.gif

http://www.cinselliksaglik.com/cinselresimler/image668.gif

Bir kaç varyasyon deneyin

Birinci Varyasyon

Kadın iskemlede veya alçak bir yatağın ucunda oturur, erkek dizlerinin üzerinde penisiyle vajinaya girebilir. Seks terapistleri her ne kadar bu pozisyonun klasik pozisyondan daha da zevk verici olduğunu iddia etseler de, çoğu insan bu pozisyonun yakın temas konusunda eksik kaldığını düşünmektedir.

İkinci Varyasyon

Kadın karnının üstüne yatar ve erkek arkadan vajinaya girer. Çoğu kadın için bu pozisyon, G-noktasını uyarır ama penisin rahim boynuna çarpması da acı verebilir. Yüz yüze olamama dezavantajı olsa bile çoğu çiftin favori pozisyonu arasındadır.

Nasıl hamile kalınır resimli

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

Eşler Bebek İstiyor mu?

Bu karar, eşler için ileride paylaşılması gereken büyük bir sorumluluğu beraberinde getirmektedir. Bundan dolayı bir bebeğe sahip olma kararı eşlerin birlikte alacağı, ortak bir karar olmalıdır. Eşlerin ya da akrabaların bebeği isteyip istememeleri, yani ekonomik, psikolojik, bedensel ve sosyal yönlerden bu bebeğin dünyaya gelmesine hazırlıklı olup olmamaları, hamilelikten itibaren önemlidir. Eğer anne olumsuz duygulara sahipse, çocuğu istemiyorsa ya da çevresi çocuğu istemiyorsa bu olumsuz duygular bebeği de etkileyecektir. Bazı çalışmalar gebelik boyunca istenmeyen bebeklerin daha düşük kiloda doğduklarını ve daha fazla tıbbi yardıma ihtiyaç duyduklarını göstermiştir.

Uyumlu Bir İlişki mi?
Bebek sahibi olmadan önce bebeğin gelişiminde eşlerin arasındaki ilişkinin önemli bir rolü olduğu unutulmamalıdır. Beraberliğin de bebeğe hazır olması önemlidir. Hamilelik döneminden başlayarak anne-babanın birbirlerine destek olmaları bebeğin her yönden sağlıklı gelişmesini sağlayacaktır. İşte bu nedenlerden dolayı evlenir evlenmez çocuk sahibi olmak birbirini henüz tam olarak tanımamış çiftler için erken bir karar olabilir. Bazen de sorunlu evliliklerin bir bebeğin doğumuyla düzeleceği düşünülür. Aslında bu ağır sorumluluk en iyi giden ilişkilerde bile gerginlikler yaratabilir, sorunlu olan ilişkilerde ise çocuğun doğması sorunun hızla büyümesine yol açabilir. Halbuki anne babanın yaratacağı sevgi ve güvene dayalı huzurlu bir aile ortamı bebeğin temel gereksinimlerinden biridir.

Annenin Yaşı ve Fiziksel Durumu Bebek Sahibi Olmaya Uygun mu?
Planlanmadan ve çok sayıda gerçekleşen hamilelikler bir annenin vücudu kadar ruhsal durumu için de yıpratıcı olabilir. Hamilelik aralıklarının en az iki yıl olması annenin vücudunu toparlayabilmesi ve yeni bir bebeğe hazır olması için önemlidir.

Diğer önemli bir unsur da hamile kalınacak yaştır. Çok erken ya da çok geç yaşlarda yaşanan hamilelikler hem bebek hem de anne için sorun yaratabilir. 18 yaşından küçük kadınlarda fazla olan ölü doğum ve düşük kilolu bebek doğurma riski annenin sağlığına özen göstermesiyle azalabilir. 35 yaşın üzerindeki annelerde problemli gebelik riski yüksektir ancak anne adayı sağlıklı ise ve kendisine dikkat ederse bu riski azaltabilir.

Ailelerde Kalıtsal Hastalıklar Var mı ve Akraba Evliliği mi?
Öncelikle her iki ailede de kalıtsal bir hastalık olup olmadığını öğrenmek gerekir çünkü bu hastalığın bebeğe geçme tehlikesi vardır. Akraba evliliği yapılmışsa ya da eşlerde kan uyuşmazlığı varsa bunlar doktorla konuşulmalıdır.

Nasıl Hamile Kalınır?

Her an hamile kalınamaz. Ergenlik döneminden menopoz sonuna kadar kadının rahminde her ay bir yumurta (dişi üreme hücresi) olgunlaşarak döllenmeye hazır hale gelir. Yani her kadın ayda bir kez ve belli günlerde hamile kalabilir. Bir aylık adet döngüsünün süresi 21-35 gün arasında değişir. Bu aranın kaç gün sürdüğü önemli değildir. Yumurtlama günü beklenen adet tarihinden genellikle 14 gün önce gerçekleşir. Bu günlerde yumurtalıkların birinden olgunlaşmış bir yumurta dışarı atılır ve tüplere geçer. Olgun yumurta burada 24-48 saat kadar canlı kalabilir. Bu nedenle kadın, yumurtlamadan yaklaşık 2 gün önce ve 2 gün sonra, toplam en fazla 4 gün içinde hamile kalabilir.

Bu arada cinsel birleşme olmuşsa hazneye dökülen spermler (erkek üreme hücresi) rahimde ilerleyerek tüplere ulaşır ve orada bulunan yumurtayı döller. Döllenme olmazsa olgun yumurta adet kanaması ile hazneden atılır. Kadın yumurtası ile erkek üreme hücresi olan sperm birleştiğinde bebeğin ilk hücresi ortaya çıkar ve bebeğin cinsiyeti belirlenir. Cinsiyeti belirleyen erkek üreme hücresidir ve kadının çocuğun cinsiyetini belirlemede hiçbir etkisi yoktur.

Döllenmiş yumurta tüpler tarafından yaklaşık 3-4 gün içinde rahim boşluğuna taşınır. Kendisi için hazırlanmış olan rahmin iç tabakasına 2-3 gün içinde gömülür. Artık gebelik oluşmuştur. Gömülme süreci genellikle rahmin üst bölümlerinde olur. Bu bölge anne karnında gelişmekte olan bebeğin (fetüs) büyümesi ve gelişmesi için en uygun ortamdır. Yaklaşık iki hafta sonra plasenta (eş) gelişmeye başlar. Plasentanın hamilelikte yaşamsal bir görevi
vardır.

Hamileliğin Anlaşılması

Düzenli bir şekilde adet görülüyorsa ve beklenen tarih geçtiği halde adet görülmediyse hamile kalınmış olunabilir. Bunun cevabını kesin olarak öğrenebilmek için bir doktora gidilebilir. Ayrıca Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezlerine gidilerek de gebelik testi yaptırılabilir. Bunun yanı sıra eczanelerde satılan ve sonuçları son derece güvenli olan testler evde kişi tarafından kolaylıkla uygulanabilir.

Normal bir hamilelik son adet tarihinin ilk gününden itibaren 280 gün veya 40 hafta sürer. Doğumun 38-42. haftalar arasında olması da normal sayılır.

Hamile Kaldıktan Sonra

Yaşam düzeni, alışkanlıklar ve sağlık eskisinden daha önemlidir çünkü sigara ve alkol tüketimi, ilaç ve uyuşturucu, yetersiz beslenme, gebelik sırasında annenin hastalığı veya annenin psikolojik yönden desteklenmemesi gibi çevresel faktörler bebeğin gelişimini olumsuz etkiler.

Beslenme: Bebeğin anne karnındaki gelişimini etkileyen çevresel etmenlerden birisi annenin beslenmesidir. Bebek plasenta (eş) yoluyla anneden besinleri aldığı için yetersiz beslenen bir annenin bebeği de yetersiz beslenecektir. Beynin geliştiği dönemlerde yetersiz beslenen bebeklerin merkezi sinir sistemi gelişimi de etkilenebilir.

Folik Asit Ve Diğer Vitaminler: Hücre bölünmesinin en hızlı olduğu döllenmeyi izleyen dönemde ve hamileliğin ilk üç ayında folik asit eksikliğinin olması çocukta beyni ve sinir sistemini ilgilendiren ciddi doğumsal hastalıklara neden olur. Bu nedenle, özellikle döllenme sırasında ve gebeliğin ilk üç ayında vücutta yeterli miktarda folik asit bulunması önemlidir. Folik asit, hücre çoğalması ve kan hücrelerinin yapımı için gerekli olan B vitaminlerinin çalışmasında etkili olan bir maddedir. Hamile kalmak isteyen her kadının günlük gereksinim olan 0.4 mg. folik asit alması tavsiye edilir. Hamile kalmadan önce folik asit kullanımına başlamamış anneler için küçük bir risk olsa da önemli olan gebeliğiniz boyunca düzenli olarak folik asit kullanmaktır.

Hamilelik süresince bebek annenin vücudundan ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri alarak gelişimini sürdürür. Ancak annenin bu artan ihtiyacının karşılanmaması durumunda annede kansızlık, kemik bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkabilir, anne halsiz ve sağlıksız olur. Bu nedenle, hamilelik boyunca düzenli ve dengeli beslenmek kişinin ve bebeğin yaşamı için önemlidir.

Sigara: Sigara kullanılıyorsa hamilelikten önce ya da hamile kalındığı anlaşıldığı an bu alışkanlığı bırakmak gerekir. Sigara içilmesi bebeğin oksijen teminini kısıtlayarak onun gelişimini etkiler. Nikotin bebeğin kalp atışlarını da hızlandırır. Sigara düşük, erken doğum ve düşük kilolu bebek sahibi olma risklerini arttırır. Hatta babaların sigara içmesinin bile düşük ve sağlık problemlerine yol açan kalıtımsal bozukluklarla alakalı olduğu biliniyor. Çevredeki diğer insanların sigara içmesi ise bebeğin astım, göğüs enfeksiyonları, öksürük ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklarla karşılaşma riskini yükseltir. Sigara içmenin uzun dönemde bebekler üzerinde olumsuz etkileri olduğu, bir çalışmada annesi hamileliğinde sigara içen bebeklerin daha yavaş ve etrafına tepki vermeyen bebekler olduğu ve daha çok ağladıkları gözlenmiştir. Bunun yanı sıra okul öncesi dönemde bu çocukların dikkat sürelerinin az olduğu ve sosyal uyum problemleri yaşadıkları ifade edilmiştir. Anne adayı içmese bile sigara içilen yerlerden uzak durmak, yani pasif içici olmamak önemlidir.

Alkol: Hamilelikte alkol kullanımı da yeni doğanlarda fizyolojik sorunlara yol açmakta, zeka geriliği görülebilmekte, kilo, boy ve beyin büyüklüğü olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca hamilelik boyunca içilen alkolün ilerde çocuğun hiperaktif olmasına yol açabileceği de çalışmalarda belirtilmektedir. Her gün içilen bir bardak alkol bile bebeğin gelişimini olumsuz etkiler.

Alınan İlaçlar: Hamilelik öğrenildiğinde anne adayının şeker,kalp, guatr ya da sara gibi kronik bir hastalığı varsa doktorla görüşmeli ve kullanılan ilaçlar hakkında konuşmalıdır. Doktora danışmadan alınan tüm ilaçlar, aspirin gibi zararsız olduğu düşünülenler bile, tüm hamilelik süresince zararlıdır. Şimdiye kadar anne adayı her hangi bir ilacı hamile olduğunu bilmeden aldıysa da hemen telaşlanmamalıdır. Doktorla konuşulmalı ayrıca doktor tarafından istenmemişse röntgen çektirmemeli ve radyasyona maruz kalmamaya özen gösterilmelidir.

Ve Diğerleri: Bir diğer önemli unsur da kedi, köpek dışkısı ve çiğ etin anne karnındaki bebeğe zararlı olabilecek bir parazit taşıyabilmesidir. Bu nedenle mutfakta çiğ ete dokunduktan sonra eller yıkanmalı ve bazı yörelerde sevilen çiğ köfte gibi yiyeceklerden uzak durulmalıdır.

Kısacası hamile kalınan andan itibaren anne adayının yaşam düzeni bebeğe zarar verebilecek etkilerden uzak olmalıdır çünkü bebeğin tüm önemli organlarının oluştuğu ilk üç ay çok dikkat edilmesi gereken bir süredir. Doğum öncesi gelişimin bebeğin doğumdan sonraki gelişim sürecini etkilediği de artık bilinmektedir.

Duygular: Anne baba adayları hamilelik ile beraber farklı duygular yaşarlar: “Bebek kime benzeyecek, ağzı, burnu nasıl olacak, hareketli mi yoksa sakin bir bebek mi olacak?” Tüm bunları düşünürken endişe duymaya başlayabilirler. “Acaba bebeğin sağlığı ve gelişmesi normal midir? Eli ayağı tam mıdır? Bir gelişme bozukluğu var mıdır?” Tüm bu yaşanılan duygular normaldir. Bunlar daha önce çocuk sahibi olmuş kişilerle paylaşılırsa onların da benzer duygular yaşamış olduklarını görmek anne adayını rahatlatacaktır.

Nasıl sevişilir yazılı anlatım

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

Eski Çin’de uygulanan ve ilk çağdan bugüne kadar gelen bir cinsel ilişki şekli olan Taocu Seks fikri uzun ve sağlıklı bir cinsel yaşam sunan bir önermeler bütünü olarak bilinir. Erkek ve kadının fizyolojik ayrılıklarına uygun olarak uzun cinsel ilişkiyi çeşitli tekniklere dayalı olarak anlatan Taocu Seks erkeğin boşalma denetimini öğrenebileceğini söyler. Erkeğin yaşına ve kişisel ihtiyaçlarına göre birkaç ilişkide bir boşalabileceğini savunur. Boşalma olmadan da orgazm olunabileceğini öne sürer.
Hem erkek hem kadın için bedenlerin birbirlerine değmesi tam doyurucu bir sevişme için temel şarttır. Sevişme anında kadınla erkek arasında ellerle bedenin öteki bölümlerinin zevk vermek ve zevk almak için uyumlu bir işbirliği içinde olması gereklidir.
Nasıl mı?
İşte böyle:

1) Sevişme anında yorgun düşülünceye kadar kadın ve erkek birbirlerine elleriyle dokunmaktan vazgeçmemelidir.
2) Kadının göğüsleri ve bızırı (klitoris) en duyarlı yerleridir ama buralara dokunmakta acele etmemelisiniz. Öncelikle onları okşayıp öpün. Kadınlar gene enseden ta sokuma apış aralarına kadar omurilik bölgesinde çok duyarlıdırlar; Duyarlı noktalar kadından kadına değişebilir ama kadınların büyük bir çoğunluğu duyarlı olduğu yerler kulaklar ense belin çevresi özellikle arka bölümü apış aralarıdır. Gene sizin karnınızın kadının karnına değmesiyle okşanması sevişmeye büyük zevk katar.
3) Kamışın(penis) haricinde erkeklerin en duyarlı olduğu yeri kulağın içi bazı erkeklerde meme uçları ve apış aralarıdır.
4) Bedenler arasında başarılı bir dokunsal ilişki kurmanın gizi tepeden tırnağa kadar ne kadar çok yere değmek dokunmak imkanı varsa o kadar çok yere dokunmak değmektir. Sevişmekte dokunma hareketsiz durağan bir değme yapılmamalıdır. Elleriniz eşinizin bedeninde durmadan dolaşmalı; bedeniniz eşinizin her nefes alışına ya da bedenindeki en minik en hafif kımıltılara karşılık vermelidir.
5) Sevişmenin en başında kadınlar erkeğin kamışını elleriyle uyarmak yerine bedenleri arasında tam bir dokunsal bağlantı kurma konusunda kendilerini odaklandırmalıdırlar. Yalnız yü heng’in (erkek organı) sertleşmesinden çok çabuk iştahlanan kadınlar bu kuralın dışında kalabilir. Ya da uzun zaman bedensel dokunum ilişkisi içinde olmak bile erkeğin penisinin sertleşmesini sağlamıyorsa kuşkusuz bu durumda da kadın ellerini kullanmalıdır.
Yaşlı erkeklerin kamışlarına dokunulmasına karşı tepkileri genç erkeklerin tepkilerinden farklıdır. Genç erkeklerin penisleri boşalma konusunda daha duyarlı ve daha çabuktur. Onun için genç erkeklerin penislerine avuç içinde boydan boya dokunma çok hafif gerçekleştirilmelidir. Dip bölümü hafifçe sıkılabilir ama baş bölümüne hemen hemen hiç dokunulmamalıdır. Buna karşın yaşlı bir erkeğin kamışı daha sıkı tutulabilir. O kadar çabuk sertleşmez ve boşalmaz. Yaşlı erkekde sertleşmeyi gerçekleştirmek için en iyi yöntem iki eli aynı anda kullanmaktır. İki el içine alınmış bir kamış kolaylıkla uyarılmış olur. Bu durum erkeklerin genelinde dölyoluna girmiş olma izlenimini verdiği için son derece uyarıcı gelir.
Eğer erkek sünnetli değilse üst deriyi fazla sıkmamaya özen gösterilmelidir çünkü o bölümde sürtünme sonucu bir tahriş olabilir. Onun için en iyisi dokunma kamışın baş bölümü ve erbezleri ve erbezi torbası üzerinde sürdürülmelidir. Tecrübesiz kadınlar sanki erkeklerin erbezleri ve erbezi torbası diye bir organları yokmuş gibi davranırlar. Oysa tecrübeli fazla olan kadınlar erbezi torbasının öneminin bilincindedirler. Yaşlı erkekler erbezlerine dokunulmasından hoşlanırlar. Gene de erbezlerine kırılacak bir eşyaymış gibi özenle dokunulmalıdır. En iyi yöntem erbezi torbasının tümünü avuç içine alıp torbanın dip ve kamışın alt bölümünü parmak uçlarıyla uyarmaktır. Nasıl yaparsanız yapınız da sakın çok fazla sıkmayın. Genç bir erkekte böyle bir uyarı pek çabuk boşalmaya neden oabilir. Onun için çok dikkatli olmak gereklidir. İyi bir netice almak için ellerinizi son derece hafif ve yumuşak bir şekilde kullanın ve değişik erkeklerin değişik tepkileri olabileceğini de akıldan çıkarmayın. Bazısına uyarı o kadar fazla gelebilir ki hemen elinizde boşalabilir oysa bir başkasında bu uyarı tam olarak sertleşmeyi sağlamaya bile yetmeyebilir.
6) Erkekler ellerinin yumuşak ve pürüzsüz olmasına özen göstermelidirler. Kaba ellerle hırpalanmaktan hoşlanacak kadın çok az çıkar. Kadınların geneli bu konuda “Tüm gerçek erkekler naziktir. Sevecen olmayan bir erkek ilgimi çekmez.” diyen Marlene Dietrich’le aynı duyguları paylaşırlar. Erkekler ellerinin çok nazik ve çabuk incinebilen yerlere de uzanabileceğini unutmamalıdırlar. Pek çok kadın bızırlarının (klitoris) parmakla uyarılmasına alışıktır erkeğin parmaklarıyla uzun süre ama özenli bir biçimde uyarılmadıkça ya da kendi parmaklarıyla bu işi yapmadıkça ne tam olarak isteklenirler ne de orgazma erişebilirler. Kaba ve kirli parmaklar tahrişe hatta mikrop kapmaya neden olabilirler. Bunun gibi orgazma ulaşmak için meme uçlarının okşanmasını meme uçlarıyla oynanmasını isteyen kadınlar da vardır. Buna karşın parmakla yapılan her türlü uyarıdan nefret eden kadınlar da vardır. Kadının hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyleri ancak deneyerek öğrenebilirsiniz. Kadın bedenlerin birbirine değmesinden çok hoşlanabilir de kadınlık organına parmakla dokunulmasında nefret edebilir. Bu tür kadın parmaklarını kullanmaya çok meraklı olmayan erkekler için son derece ilginç bir yatak arkadaşı olabilir.
“Erkek Yang’dır Yang’ın özelliği hemen isteğinin kabarmasıdır. Ama gene çabucak da doyuma ulaşır. Kadın Yin’dir Yin’in özelliği öyle çabuk isteklendirilememesidir. Ama bir kez isteklendi mi kolay kolay doyurulamaz” (Wu Hsien- Taocu Sevişme ustası.)
Rehberimiz Tao konumuz sevişme sanatı… Bu eski Çinliler seks bilimi konusunda çok iddialılar. Uzun hayat saplantılarını bile cinsellikle bağdaştırıyorlar. Olaya onların baktığı taraftan baktığınızda cinselliğin “kutsal kitabının” eski Çin’de yazıldığını fark ediyorsunuz.
Uzak Doğu’lu ustalarımız Taocu sevişmeyi bilmeyen birinin durumunu bir yemeği doya doya yemek isteyen ama midesinde yer kalmadığı için arzuladığı gibi yiyemeyen boğazına düşkün bir kişinin durumuna benzetiyorlar. “Ama” diyorlar “Taocu sevişmeyi uygulayan bir çift söz konusu olunca onların en sevdikleri yemek her zaman önlerindedir her zaman da midelerinde o yemeği yiyecek yer vardır.”
Tao der ki erkeğin ersuyu hayati bir özdür ve öyle denetimsiz savurganca harcanmamalıdır. T’ang döneminin (618-916) en önde gelen hekimi Sun S’sû-Mo da aynı konuda “Eşsiz Öğüt” adlı eserinde “Savurganca ersuyunu harcayan kimse hasta olur ve bu savurganlığı sonucunda ersuyunu tüketirse ölür. Erkekler bunun böyle olduğunu hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır.”
Taocu sevişmeyi öğrenmiş bir çiftin birbirlerini doya doya izlemek bol bol okşamak cinsel iştahlarınını artırıcı kokularının ve benzer bir çok ayrıntının keyfine ulaşmak için istedikleri kadar zamanları vardır. Canları ne zaman isterse her vakit bulduklarında sevişebilirler. Dolayısıyla erken boşalma ya da orgazm olamama gibi bir sorunla karşılaşmazlar.
Bu işin iki taraf için faydaları saymakla bitmez. Kendine güveni artan erkek yatak arkadaşının istediği kadar uzun ve sık sevişebilir. Bu yüzden erkek kadının Yin özünden kadın erkeğin Yang özünden tam anlamıyla yararlanabilirler. Sonucunda her ikisi de eşsiz bir dinginlik zihinde bir durulma rahatlama yaşarlar ki buna “Yin/Yang uyumu” ya da “Uyumun Taosu” denir.
Eski metinlerde kadın ve erkeğin güçlerini karşalaştırmak için kullanılan ateş ve su benzetmesi nedensiz değildir. Ateş Yang’dır çabucak sıçrayıp tutuşabilir. Ama Yin gücüne sahip su onu söndürebilir. Güçlerin ancak karşıtı olan güçlerle eşlenip bütünleşeceğini inanan Taocu düşünceye göre ateş ve su yer ve gök nefes almak ve nefes vermek gibi pek çok karşıt güç bir cinsel güçle özdeşleşebilir.
Taocu sevişmenin en önemli bölümü boşalmanın denetimidir. Dilerseniz burada “Taocu Sevişme ve Seks”kitabının yazarı Jolan Chang’e de kulak verelim;
“Kendini nasıl gevşeteceğini gerginliklerini nasıl gidereceğini öğrenen çevresiyle uyum sağlayan Taocu genellikle hayatın tam manasıyla keyfini çıkarmaya başlar. O zaman da uzun ve sağlıklı bir hayat arayışına daha da büyük ilgiyle yönelirler. Hemen bütün eski hekimlerin Taocu olmasına şaşmamak gerek…”
Chang Taocu sevişme konusunda üç temel kavrama dikkat çeker:
Birinci kavram bir kimsenin yaşına ve sağlık durumuna göre ayarlayacağı iki boşalma arasındaki en uygun aralığı bulmayı öğrenmesidir.

İkinci kavram eski Çinlilere göre boşalma zevk esrikliğinin en son noktası değildir. Bir kimse bunu öğrenince sekste boşalma dışında çok daha üstün çok daha güçlü yeni zevkler öğrenecektir.

Üçüncü kavram kadının doyuma ulaştırılmasının gerekliğidir.
Bu anlayış erkekle kadına istedikleri kadar çok ve istedikleri kadar uzun sevişme imkanı vermesinin yanında Çinde Taoculuğun başlıca etkin felsefe olduğu sürece özgür ve sağlıklı cinsel yaşamın gelişip oluşmasına da imkan sağlamış

Nasıl hamile kalabilirim

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

Bebek sahibi olmanın gerçekten en büyüleyici yanının sevgi olduğunu bilmenizi isteriz, basit ve saf sevgi. Eşinizi, kendinizi ve bebeğinizi sevmeniz gerekiyor. Esasında, bebek sahibi olmak insanlarda bir sürü özel, hatta sihirli, başka şartlarda ulaşılamayacak duyguları harekete geçiriyor. Neler mi yaşayacaksınız? Sabırlı olmayı öğreneceksiniz. Takım ruhuyla çalışma becerileriniz gelişecek. Kendinizi değişen şekillerde genç, bitkin ve enerjik hissedeceksiniz. Çok şey öğreneceksiniz. Ellerinizi bir sanat gibi kullanmayı öğreneceksiniz, çocuğun altını değiştirmek gerçekten sanattır! Kendinizi adayarak kişiliğinizin gelişmesine katkıda bulunacaksınız. Size ya da eşinize benzeyen minik bir yaratığa bağlanacaksınız. Zamanınızı yeni ve yaratıcı şekillerde değerlendireceksiniz. Vermeyi ve paylaşmayı öğreneceksiniz. Bir öğretmen olacaksınız. Sevgi, sevilme ve sevme kavramları asla açıklığa kavuşmayacak. Çok yorgun olduğunuzda bile gülümsemeyi öğreneceksiniz. Televizyonda çok ama çok geç saatlerde yayımlanan, her zaman merak ettiğiniz şovları izleme şansını yakalayacaksınız. Çünkü o saatte uyanık olacaksınız. Eşinizi başka şekilde sevmeye ve takdir etmeye başlayacaksınız, çünkü dünyanın en güzel varlığını ikiniz birlikte yaratacaksınız. Birbirinize destek olacaksınız. Eğer hazırım diyorsanız…

Nasıl ilişkiye girilir ?

29 Haziran 2010 Yazan CirKin  
Kategori Cinsellik

denemektedir. Evlilik olduğunda ise kız çıkmadı, kızlığı daha önce bozulmuş vs. gerekçeler söylenerek ayrılmalar olmaktadır. Ön sevişmeyle ilişkiye girmeye hazırlanan kızın soğumasıda aynı oranda olabilir. Sevişme esnasında gelinin cinsel organında ilişkiyi kolaylaştırıcı kaygan sıvı gelip gelmediğini erkek okşar gibi bakmalı. Şayet gelmediğini parmakları hissetmezse bir gerekçeyle yataktan çıkar ve vazelin vb. kayganlaştırıcı krem cinsel organınıine sürmelidir. Bu davranış ilişki esnasında kadının acısını azaldır. Kızlık zarının yırtılmasında, kanama ve acının hafifletilmesi için eşlerin yatakta e

Sonraki yazılar »